KAŞGAR VE TURFAN GEZİSİ

KAŞGAR
2. Uluslararası Modern Tıp, Çin Halk Tıbbı ve Uygur Tıbbı Sempozyumu için geldiğim Çin’in Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’nin başşehri Urumçi’de sempozyumun bitişini takiben 18 Eylül Salı günü Tayland doğumlu ama Portekiz’in Porto kentinde yaşayan Prof. Dr. Anake Kijjoa, Tayland Burapha Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sindhchai Keokitichai ve Aynı üniversiteden Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ekarin Saifah ile birlikte uçakla Kaşgar’a gittik. Havaalanında bizleri Uygur rehberimiz Adil Can Zunun karşıladı. Minibüsle Karakorum karayoluna çıkıp Tokuz at köyünü geçip Opal kasabasına geldik. Orada kahvaltı yaptık. Kahvaltımız Havuçlu Uygur pilavı, Uygur salatası (acı yeşil biber, domates ve soğan), Katlama adlı kaymak ve unla yapılan pide, kase içinde sunulan karaçay’dan oluşuyordu. Adil “Manto” adlı iri mantı’dan yedi. Manto’nun içinde et, yağ ve soğan var.
Opal tipik bir Uygur kasabası. Çok gelişmemiş. Türkiye’deki küçük kasabaları andırıyor.
Yola çıktık. Soldaki Gez (Kırgızca’da kahverengi anlamında) nehrini takip ederek yola devam ettik. Oytag (Oy dağı) bölgesinde tepeler kızıl renkli ve bu bölge’de Kırgızlar yaşıyormuş. Yeni inşa edilmiş binalarıyla Tokay adlı Kırgız köyünü yanda bırakıp geçtikten sonra askeri kontrol noktasına ulaştık. Rehberimiz Adil bizim için izinleri önceden almış olduğu için sorun çıkmadı. O sırada bir asker cep telefonuyla resim çeken bir Uygur’un cep telefonuna el koydu. Bu bölgede resim çekmek yasak. Oradan ayrılıp Yolvaz (Kırgızca kaplan) dağını yanımıza alarak yola devam ettik. ve Bulunt gölüne ulaştık. Bu gölün arkası Kum dağı (Kumtag). Beyaz kum renkli görüntüsü tablo gibi. Rakımı 3300 m olan bu bölge soğuk olduğu için montlarımızı giydik.
Karakul (Karagöl)’a geldiğimizde hafif bir yağmur başladı. Gölün arkasında solda kalan dağlar Kungur dağları. Yüksekliği 7716 m. Sağda kalan dağlar ise Mustag ata (Buzun babası) dağları. Bu dağların en yüksek noktası 7546 m. Hepsinin üstü karla kaplı. Hava kapalı olduğu için zirveyi görmek mümkün değildi. Bu noktadan 350 km sonra Pakistan sınırındaki Kunjirap port’a ulaşılıyormuş.
Oradaki lokantada yemek yedikten sonra kar atıştırırken yola koyulduk ve Opal’e geldik. Oraya 2 km mesafedeki Kaşgarlı Mahmut Türbesini ziyaret ettik. Türbeye giriş adam başı 30 yuan (7.5 TL). Kaşgarlı Mahmut’un heykelini geçtikten sonra yokuş yukarı tırmanarak yağmur altında ilerledik ve tepenin üstüne kurulmuş olan türbeye ulaştık. Türbe’de Kaşgarlı Mahmut’un kabrinin başında dua ettim. Divan-ı Lugat it Türk’ün sergilendiği küçük müzeyi gezdim.
Kaşgar’a geldiğimizde akşam oluyordu. Önce Turistik eşyalar satan bir mağazayı gezdik. Oradan Miran adlı Uygur lokantasına geldik. Menümüz langpu (Bir çeşit sirkeli acı soslu salata), ügre adlı noodle çorbası, lagman adlı sebzeli ve etli noodle yemeği ile göşnan adlı etli ekmek idi. Ben katık dedikleri bildiğimiz yoğurttan da bir kase yedim. Tabii ki yanında çay da geldi.
Geceyi 3 yıldızlı bir otelde geçirdik. Sabah kahvaltısı tamamen Çin kahvaltısı olduğu için pek bir şey yiyemedik. Prof. Sindhchai’in getirdiği muzları yedik.
19 Eylül Çarşamba günü ilk olarak otele 5 dakika mesafedeki Yusuf Has Hacip Türbesini ziyaret ettik. Kutatgu Bilig’in yazarı olan bu önemli zatın türbesi çok iyi korunmuş çini işleriyle kaplı. Duamızı ettikten sonra oradan ayrılıp Apak hoca türbesine geldik. İçinde cami de olan geniş bir alana yayılmış türbenin içinde rengarenk örtülerle örtülmüş 40 kadar kabir var. Bahçesi güllerle kaplı.
Sunday Bazaar adlı pazardan alışveriş yaptıktan sonra Idhak camiini ziyaret ettik ve Çinibağ (Qinibag) oteli yanındaki bir Çin lokantasında yemek yedikten sonra havaalanına gidip Urumçi’ye döndük.
TURFAN
20 Eylül Perşembe günü minibüsle aynı ekip Alimcan adlı rehberimizle birlikte Turfan’a doğru yola koyulduk. Tienşan (Tanrı) dağlarının üzerinde 1150 m rakımdaki alanda kurulu Asya’nın en büyük rüzgar değirmenlerini (1000’den fazla) gördük. Resim çektik. Tuzkul (Tuz gölü)’u geçtikten sonra Alimcan uzaktan Tanrı dağlarının zirvesini (Çoksi veya uçi) işaret etti (5445 m). Yanda akan Akdirek derya (Kavak nehri) ‘yı geçtikten sonra 605 rakımda bir mola yerinde durduk. Oradan Turfan yakınlarındaki Karez (Kariz) köyüne gelip, Kariz Sulama Sistemini görmeye gittik. Tanrı dağlarından gelen kar sularının çölün altından 4 ila 90 m derinlikteki kanallarla köylere taşınmasını sağlayan bu muazzam sistem asırlardır hizmet veriyor.
Yolda Tarihi Jiaohe (Yarhul) şehrinin harabelerini gezdik. Turfan’da Orda (Saray) Restoranda menümüz lagman, şaşlık, katık (yoğurt) ve kavas (Bal’dan (Asal) yapılan şıra)’dan oluşuyordu.
Yemekten sonra Turfan pazarına gittik. Oradan kız ve erkek bebeklerin rahat işemesi için tahtadan yapılmış şümek’lerden (sümek) aldım. Kuru üzüm aldıktan sonra İmir hoca camiine gittik.
Bölge Cengiz han sülalesinden Seydihan hanedanının kontrolündeyken (Başkent Yerkent) İmir hoca’nın oğlu Süleyman tarafından 1777’de yaptırılmış olan bu cami ve Sugong kulesi çok iyi durumda. Moğol istilasıyla hanedan yok olurken Çinlilerden aldığı destekle Moğolları püskürten İmir hoca ailesi 1938’e kadar bölgeye hakim oluyor.
Mevsiminden önce pazara gelen meyve ve sebzeler için söylenen “Turfanda” sözü Turfan’dan geliyor. Zira, bu bölge Gobi çölünün ortasında bir göçükten oluşan vaha. En derin noktası deniz seviyesinden 154 m aşağıda. Ortalama yükseklik deniz seviyesinden 35 m civarında. Bir mikroklima olan Turfan’da her türlü meyve ve sebze yetişiyor. Bilhassa üzüm üreticiliği ve üzüm kurutulması başlıca uğraş. 200’ün üzerinde üzüm çeşidi Turfan’da yetiştiriliyor.
Oradan ayrılıp saat 19 civarında Urumçi’ye döndük.

http://family.webshots.com/album/583433409lHYluO

Advertisements